Filtermach Profesyonel Evsel ve Endüstriyel Su Arıtım Çözümleri

Su ve Su Arıtma Cihazları Hakkında

Neden Su Arıtma Cihazı?
Eğer hala hazır suların bir çözüm olduğunu düşünüyorsanız, tekrar düşünün Sağlıklı mı ? Temiz mi ? Güvenli mi ? Ekonomik mi ? Kaynak sularının konulduğu damacanaların 65 kullanım sonrası atılması gerektiğini biliyor musunuz ?
İçme Suyu Sağlık Açısından Çok Ciddi Bir Konudur
Dünyada en fazla insan ölümlerine neden olan 10 faktörden birini, kirli sular oluşturuyor. Bu sıralamada sular, AIDS gibi ölümcül hastalıkların bile üzerinde yer alıyor.
Kaynak Veya Damacana Su Almak Ne Kadar Mantıklı?
Kaynak suları çevre kirliliğinin tehdidi altındadır. Klorlanmadığı için riskli, beklediği için daha da riskli, bayatlayabilir ve bakteri üretebilir. Basında kaynak suları ile ilgili çıkan haberler sizleri hiç rahatsız etmiyor mu ?
Reverse Osmosis Nasıl Arıtır?
Suyun içerisinde eriyik halde bulunan organik ve inorganik maddeler, tuzlar, ağır metaller, virüsler ve baterilerin zararlı olanları dışarı atılarak dengeli mineral yapısı ile suyun özü elde edilir. Yani “SAĞLIKLI İÇME SUYU”
Kendi İçme Suyunuzu Kendiniz Üretin
İçtiğiniz suyu kendiniz üretin. Sadece içmek için değil, tüm sıcak ve soğuk içeceklerinizde de hesap yapmadan kullanabilirsiniz Ekonomik ve güvenli olan bu sistem ile musluk suyundan sağlıklı su elde edilmektedir.

Suyun Tanımı
Su, bilinen tüm yaşam biçimleri için gerekli ve vazgeçilmez olan tatsız ve kokusuz bir maddedir.
Canlıların kütlelerinin % 65 ile % 95’i sudan oluşur. Suyun kimyasal özellikleri dünya üzerindeki canlı yaşamının sürekliliğinde büyük rol oynar. Su, canlıların yaşaması için hayati bir öneme sahiptir. Canlılık için gereken tüm fiziksel olaylar hep suyun özellikleri ile gerçekleşebilmektedir, bu nedenle biyologlar suya “yaşam sıvısı” adını vermişlerdir. Su, hücre metabolizmasının temelinde yer alan biyolojik katalizörlerin, yani enzimlerin çalışması içinde olmazsa olmaz bileşenlerdendir. Hücre içinde su konsantrasyonu-nun % 15’in altına düştüğü durumlarda enzimlerin çalışmadığı kabul edilir. Bu özelliklerinin yanı sıra, suyun kimyasal yapısı gereği su moleküllerinin diğer moleküllerle ve kendi aralarındaki etkileşimleri de suya canlı yaşamı açısından önem katar. Kimyasal olarak bir maddenin kendi molekülleri arasında ilişki kurması kohezyon, yabancı moleküllerle ilişki kurması adhezyon olarak adlandırılır. Suyun kohezyon ve adhezyon yetenekleri, suyun belirli kılcal yapılar içinde kopmadan yükselmesine ve taşınmasına yardımcı olur. Bu da bitkilerin karada yaşamlarını sürdürmeleri açısından önem arz eder.

Pek çok maddenin organizmaya alınabilmesi suda çözünebilmesine bağlıdır. Örneğin, solunum için gerekli olan O2’nin vücuda alınabilmesi için suda çözünmesi gerekir. Bu nedenle tüm solunum yüzeyleri nemlidir.
Bilinen tüm sıvılar ısıları düştükçe hacim kaybeder. Hacim azalınca yoğunluk artar ve böylece soğuk olan kısımlar daha ağır hale gelir. Bu yüzden maddelerin katı halleri, sıvı hallerine göre daha ağırdır. Ama suyun hacmi, bilinen tüm sıvıların aksine, belirli bir sıcaklığa (+4°C’ye) düşene kadar azalır, daha sonra tekrar artmaya başlar. Donduğunda ise hacmi sıvı hale göre daha fazladır. Bu nedenle suyun katı hali, sıvı halinden daha hafiftir. Bu yüzden buz, suyun dibine batmayıp su üstünde yüzer. Suyun bu özelliği yaşamın kış aylarında ya da her zaman soğuk olan bölgelerde sudaki yaşamın devam etmesine olanak tanır. Deniz, nehir ve göllerin üst kısmı donar, buz üst kısımda kaldığı için su içindeki canlılar yaşamlarını sürdürmeye devam edebilirler.
Suyun ısıyı iletebilme yeteneği bilinen diğer herhangi bir sıvıdan en az dört kat daha yüksektir. Buzun ve karın ise ısı iletkenlikleri düşüktür. Buz, havadaki soğuğu, altındaki su tabakasına çok az iletir. Böylece dışarıdaki hava -50°C’yi bulsa bile, denizin üstündeki buz tabakası 1-2 metreyi geçmez. Foklar, penguenler ve diğer kutup hayvanları, bu sayede denizin üstündeki buzu delip alttaki suya ulaşabilirler.
Suyun ısı tutma kapasitesinin diğer sıvılara göre çok yüksektir. Bu durum denizlerin karalara göre daha geç ısınıp daha geç soğumalarını sağlar. Bu nedenle gece-gündüz arasındaki sıcaklık kurak ortamlarda 40 – 50 °C’ye kadar çıkarken, denizlerde en fazla birkaç derecelik bir sıcaklık farkı olur.

Dehitrasyon Nedir?
Vücudun ihtiyacı olan su miktarını alamadığı susuz kalma durumuna dehitrasyon denir. Böyle bir durumda vücut zarar görmeye başlar ileri safhaları ise tehlike oluşturur. Su belirli aralıklarla ve gerektiği kadar alınmalıdır.

Sporcu Ne Kadar Su İçmelidir?
Su ihtiyacı yaşa cinsiyete yağ oranına hareket oranına kıyafet ve ortam ısısına göre değişiklik gösterir. Sporcular daha çok su kaybeder. Ilık havada 2 lt. Egzersiz sonrası 4–4 lt su kaybedilebilir. Bunu için özellikle egzersiz sırasında sık sık ancak az su içilmelidir. Vücut 1 saatte 1lt. suyu apsorbe eder. Vücut susuz kalırsa dehitrasyona girer.

Su İle İlgili Doğru Bilinen 7 Yanlış
1. Su boşa akmaz.
2. Çok baraj, çok kalkınma değildir.
3. Günümüzde göllerin kuruyor olmasının en temel nedeni küresel ısınma değil, yanlış tarımsal sulama projeleridir.
4. En çok su tasarrufu evde değil, tarlada yapılır.
5. Sulu tarım her zaman daha karlı değildir.
6. Nehirleri taşıyarak her zaman su sorunu çözülmez.
7. Türkiye’de doğayı yok eden en büyük etken orman yangınları veya çölleşme değil, yanlış su politikalarıdır.

Suyla İlgili Enterasan Bilgiler
*Bugün içtiğimiz su, dinozorlar döneminden kalmadır. Çünkü Dünya’nın oluşumundan bu yana sürekli bir su döngüsü vardır.

*Su, Dünya’nın sıcaklığını ve vücudumuzun sıcaklığını düzenliyor.
*Bozuk olan ve su damlatan bir musluktan bir günde yaklaşık 24 litre su boşa akıyor.
*Evlerimizde en çok su tükettiğimiz ya da kullandığımız yer banyodur.
*Dünyamızdaki suyun, %97’si tuzlu sudur; %2’si buzullardadır; sadece %1’i kullanılabilir sudur.

Derimizin Kaybettiği Suyu Nasıl Geri Kazandırabiliriz?
Eğer banyo çıkışında vücudunuzda kırmızılık oluştuysa ve kaşınıyorsanız, suyunuz fazla klorlu ya da kireçli demektir. Kireçli su ise, vücudu kurutup, sertleştirir. Bunun için, banyo sonrası, vücudunuza nem kazandıracak kremler sürmenizde fayda var.

Kokulu ve renkli banyo tuzlarından kattığınız suda yıkanırsanız, tuzların canlılık verme ve yorgunluk alma özelliğinden de faydalanabilirsiniz. Gülsuyu ve gliserin eklenmiş su ile yapılan banyo ise, deriye kaybettiği suyu yeniden verir.

Derimizde Büyük Ölçüde Su Bulunuyor mu?
Evet, cildimizin yüzde 50 oranında su barındırdığı bir gerçek, ancak bu oran yaş ve cinsiyete göre değişebiliyor. Bebekler için yüzde 80’lere çıkarken, bu oran erkeklerde yüzde 60, kadınlarda ise yüzde 50 civarındadır. Derinin epiderm tabakasındaki su miktarı alt
deri tabakasına göre iki misli fazla olup, cildin parlak ve ışıltılı görünmesinde başrolü oynar.

Nemlendirme Süreci Nasıl İşler?
Suyu içinde tüm hücrelerin yıkandığı bir sıvı olarak düşünürsek, su seviyesinin azalması halinde cildin neden kuruyup pul pul olduğunu anlamamız kolaylaşır. Ancak bu pek de sık görülen bir olay değildir. Vücuttaki tüm enzimatik ve immüniter sistemlerin görevlerini yapabilmesi için suya ihtiyacı vardır. Hücreler arası oluşumlar ve antiradikal enzimlerin oluşumu için de yine su gerekli derken, eksikliğinde ciltte gözenekler oluştuğunu da hatırlatmakta fayda görüyoruz.

Suyun Rahatlatıcı Etkisi
Günün tüm yorgunluğundan ve stresinden arınmanız için yapmanız gereken en önemli şey; şöyle bol köpüklü bir banyo. Suyun rahatlatıcı etkisi, aslında sandığımızdan çok daha fazla…

Su sadece temizlenmek için değil, arınıp, yenilenmek ve yorgunluktan kurtulmak için de birebir…
Yıkandığınız suyun sıcaklığının, ne çok sıcak ne de çok soğuk olmamasına özen göstermelisiniz. Çok sıcak su, kanın yüze doğru hücum etmesine neden olur ve ana merkezler görevini daha zor yaparlar. Sıcak su, bazı dolaşım bozukluklarını da doğurabilir, kalbi zayıf olanlar üzerinde ise daha kötü etkiler oluşturur. Sıcak suyun bir dezavantajı da, deriyi yumuşatması ve varislerin daha da ortaya çıkmasını sağlamasıdır. Bunun yanı sıra çok soğuk suyun da bazı zararları bulunur: Özellikle yaz aylarında tercih edilen soğuk su, serinletmek yerine aksine terletir. Kan damarlarının önce daralmasına, ardından hemen genişlemesine neden olur. Bu nedenle, ideal banyo suyunun sıcaklığı, 33 ile 37 derece arasında değişir. Eczaneden alacağınız bir termometre ile suyun sıcaklığını ölçmeniz mümkün. İdeal su sıcaklığı içerisinde, en az 15 dakika kalmayı da ihmal etmemelisiniz..

Maden Suyu mu İçmeli Yoksa Kaynak Suyu mu?
Her su tadına özellikle de içindeki madeni tuzlara ve oligo-elementlere göre diğerlerinden ayrılır. Kaynak suyuyla, maden suyu arasındaki temel fark ise kaynak suyunun sağlık üzerinde özel bir takım etkilerinin olmadığı ve maden suyu gibi değişmez bir içeriğinin bulunmadığıdır. Bununla birlikte maden suyunun kaynak suyuna attığı fark öyle pek ahım şahım sayılmaz ve beslenmeye özel bir katkısı da olmaz.

Su İçerek Kilo Verebilir miyim?
Elbette hayır. Aynı şey maden suyu için de geçerli. Bir gram bile kaybetme olasılığınız yok. Durmadan su içmenin ve ardından tuvalete gitmenin kesinlikle incelmenize bir katkısı bulunmuyor. Hatta dolaşım sisteminden kaynaklanan ve yaygın bir şekilde selüliti olanların ise fazla su içmekten dolayı şişebileceğini de belirtmekte yarar var. Aşırı su içmenin sonunda vücudun atmakta zorlandığı su, bünyede tutularak ödemlere dahi neden olabilir.
Suyu tatlandıra biliriz. Örneğin hoş kokulu ve dolaşımı hızlandıran bitki çayları denenebilir. Ancak kesinlikle su atıcı ilaçlara ilgi göstermeyin; bu ilaçlar böbrekleri aşırı yorduklarından istenmedik sonuçlarla karşılaşabilirsiniz.